Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Rüya Bilimi Gerçekleri

Bazı teoriler olayın yalnızca fizyolojik açısına odaklanır ve rüyaların uykumuz sırasında yalnızca beyin aktivitelerimizin ortaya çıkışı olduğuna inanırlar. Onlar için daha fazla bir anlamı yoktur, yani rüyalarımızın gerçek bir amacı yoktur.
Diğer teoriler ise rüyaların daha psikolojik açılarına odaklanırlar. Sigmund Freud‘a göre rüyalar insanların uyanıkken yapamadığı şeyleri yapabilmesine yardımcı olur. Yani Freud rüyalarımızın içimizde saklı tuttuğumuz tutkularımızı ortaya çıkarabilmemize yardımcı olduğunu söyler. Carl Jung ise, rüyalarımızın uyanıkken sahip olduğumuz düşüncelerle aynı olduğuna inanır.

Freud ve Jung bu teorilerini Viktorya Çağı’nda ortaya atmışlardır. Fakat bugün, birçok psikolog rüyalara dair psikolojik ve nörolojik açılar arasında kurulan bir köprü teorisini benimsiyorlar. 1973 yılında, Allan Hobson ve Robert McCarley; “rüyalar, beynin rastgele elektriksel uyarımlarının bir sonucudur” hipotezi üzerine yoğunlaştılar. Hobson ve McCarley rüyaların hafızamızda depolanan tecrübelerimizin görüntüleri olduğunu ileri sürdüler. Ancak bu gelişigüzel elektrik uyarımları bütün hikayelerle uyumlu değillerdir fakat parça görüntülerden oluşan bir seridirler. Bir kimse uyanıkken, beyin bu parça görüntüleri alır ve onlardan anlamlı bütün bir hikaye oluşturur.

Sonuç itibariyle, rüyalara ve uykuya dair hala çözülememiş gizemler mevcut, en azından şuana kadar her şey tam olarak anlaşılabilmiş değil. Çünkü bilinenlerin hepsi hala birer teori olarak duruma dair açıklamalar geliştiriyor. Belki gelecekte rüyalarımıza dair yeterli bilgiye ulaşabilecek ve onları kontrol edebileceğiz. Mümkün mü? Elbette ki mümkün, çünkü bilimin sınırı yok.

Hepimiz Rüya Görüyoruz
REM aşamadaki maceralarımızı hatırlasak da hatırlamasak da, hepimiz aslında rüya görüyoruz. 2015 yılında yapılan bir araştırma; insanlar rüya görmediklerini iddia etseler de, esasında rüyalarını hatırlamadıklarını ortaya koydu. Fakat, rüyalarını hatırlamamanın bazı nörolojik temelleri var. 2014 yılındaki bir araştırma; rüya görmediğini iddia eden insanların beyinlerindeki REM aktivitesinin biraz daha farklı olduğunu ortaya koydu.

Siyah Beyaz Televizyon İzlerseniz, Siyah Beyaz Rüyalar Görebilirsiniz
1942 yılında yapılan bir çalışma insanların siyah beyaz rüyalar gördüklerini ortaya çıkardı. Çalışmaya katılan 277 üniversite öğrencisinden %71’i renkli rüyaları nadiren gördüklerini ifade ettiler. 2001 yılında araştırmacılar aynı çalışmayı bir kez daha tekrarladılar ve katılımcıların yalnızca %18’i siyah beyaz rüyalar gördüklerini belirttiler. 2008 yılında, İngiliz bilim insanları; bazı insanların neden gri tonlarda rüyalar gördüklerini araştırmaya giriştiler ve çocukluğunda siyah-beyaz filmler izleyen insanların yaşamları boyunca renksiz rüya görmeye daha yatkın oldukları bulgusuna ulaştılar.

REM Rüyaları Daha Agresif
Rüyalar yalnızca REM aşamada görülmezler, fakat REM ve REM dışı rüyalar niteliksel farklılıklara sahip. Yapılan bir araştırma; insanların REM dışı rüyalarda sosyal anlamda daha dostça ilişkiler gördüklerini ancak REM aşama başladığı anda saldırganlığın da arttığını gösterdi.

Silah Kullananlar Şiddet İçeren Rüyalar Görmeye Daha Yatkınlar
Şiddete maruz kalmak bilinçaltına sızıyor olabilir mi? Call of Duty isimli oyunu ve diğer şiddet içeren oyunların bağımlısı insanlarla Kanadalı askerleri kıyaslayan bir araştırma; askerlerin oyun bağımlılarına kıyasla daha sıklıkla şiddet içeren rüyalar gördüklerini ortaya çıkardı.

Kadınlar Erkeklere Kıyasla Daha Fazla Kâbus Görüyorlar
Ya da raporlar buna inanmamızı istiyor. Bir çalışmaya göre; bu cinsiyet temelli durum 10 yaş civarında başlıyor. Peki ama neden? Bu durum; kadınların rüyaları hatırlamada daha iyi oldukları ve kâbus görme ile uyumlu bir özellik olan yüksek nevrotik seviyeler gösterme sıklıklarının fazlalığı olarak yorumlanıyor. Özellikle de geceleri geç saatlere kadar uyanık kalan kadınlar, sabahın erken saatlerinde uyanan kadınlara kıyasla daha fazla kâbus görüyor. Yapılan bir çalışma; kâbus görme ve geceleri geç saatlere kadar uyanık kalma durumu arasındaki bağlantının en fazla 20 ve 29 yaş aralığında gerçekleştiğini gösteriyor.

Hamile Kadınlar Ucube Rüyaları Daha Sık Görüyorlar
Hamile olmayan kadınlarla kıyaslandığında, bebek bekleyen kadınlar; hamileliklerinin özellikle de dokuzuncu aylarında daha fazla kötü rüyalar görüyorlar. Yapılan bir çalışma; anne adaylarının gebeliklerinin son döneminde kâbusları ortaya çıkarabilecek derecede kalitesiz bir uyku süreci geçirdikleri bulgusuna ulaştı. Tüm topluma bakıldığında ise; rüyalarımız olumlu duygulardan çok olumsuz duygular içeriyor.

Rüya Gören Birisinin Ne Gördüğünü Gözlemleyebilme Yetisine Sahibiz
Bilimkurgu gibi gelebilir fakat doğru. 2013 yılında, bilim insanları fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) kullanarak insanların rüyalarında ne gördüklerinin izlenebileceğini ortaya çıkardılar. Uyuyor olsak da, uyanık olsak da beyin aktivitesi örüntüleri aynı mental görüntülere denk düşüyor. Yani, örneğin kırmızı elma hayal eden bilinci açık insanların beyin aktivitesinin gözlenmesiyle, bilim insanları çekingen düşünceler üzerinde çalışabiliyor ve kimin “kırmızı” fantaziler içerisinde kaybolduğunu anlayabiliyor.

Koku, Rüyalarımızı Şekillendiriyor
Uyku esnasında koklama duyumuz büyük oranda kapalı olduğundan, yangınlara karşı yangın alarmlarına güveniriz. Fakat 2008 yılında yapılan bir çalışmaya göre; garip bir şekilde, kokular rüyalarımızın duygusal havasını etkiliyor. Alman araştırmacılar, çürük yumurta kokusuna maruz kalan insanların daha olumsuz rüyalar gördükleri, buna karşın aromatik kokulara maruz kalan insanların ise daha tatlı rüyalar gördükleri bulgusuna ulaştı.
PAYLAŞ
Banner

Ömer Faruk Keskin

YORUMLAR:

0 comments: