Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

En tehlikeli ebeveyn

Yıllar içinde bana sıklıkla, bir ebeveynin çocuğuna yapabileceği en zararlı şeyin ne olduğu sorusu sorulmuştur. Bir ebeveynin yapabileceği pek çok zararlı şey vardır.
Bunlar tek tek belirtilemeyecek kadar çoktur. En fazla zarar veren ebeveyn tipine odaklanmak daha kolaydır.

En zararlı ebeveynler kendilerini harika ebeveyn olarak görmek gibi narsistik gereksinimi olan ebeveynlerdir. Bu gereksinimden dolayı çocuk yetiştirme konusuna objektif bir şekilde bakamaz ve yetiştirme tarzları konusunda çocuklarının şikayetlerini duymazlar.

Bu tür ebeveynler çocuklarına çok erken yaşlardan itibaren kendileri hakkında en olumlu şekilde düşünmeyi aşılarlar. Bu düşünce tarzından başka herhangi bir düşünme tarzı aileye ihanet addedilir. Çocuklardan bir tanesi davranış sorunları geliştirirse, bu problemi kendi çocuk yetiştirme tarzlarına karşı bir suçlama olarak görürler ve buna tepkileri, “Neden böyle kötü bir çocuğum olacak kadar şanssızım?” düşüncesidir. Bir an bile kendi yaptıkları bir şeyin çocuklarını etkilemiş olabileceğini düşünmezler.

Yıllar önce iki kızı olan bir aile ile tanıştım. Büyük kızın her yaptığı makbuldü. Küçük olanın ise her yaptığı yanlıştı. Her iki ebeveyn de küçük kızlarının bıktırıcı tabiatından yakınırdı. Her ikisine göre küçük kız baş belası ve ailenin utanç kaynağıydı. Mary (Ben küçük kızı Mary diye adlandıracağım) büyürken daima ablasıyla olumsuz biçimde karşılaştırılıyordu. “Neden ablan gibi olamıyorsun?” ona sürekli olumsuz gözle bakılıyordu. Bir fıkra anlatsa fıkraya gülmez, onunla alay eder ve böyle bir şey anlattığı için ona aptal muamelesi yaparlardı.

Mary ergenlik çağına yaklaşırken zengin bir emlakçı olan babası bir iş gezisine giderken onu da yanında götürdü. Babasının onu beraberinde götürmesi Mary’nin gururunu okşadı çünkü babası hep büyük kızını kayırırdı. Baba aynı otel odasını paylaşmaları konusunda ısrar etti. ‘Biz bir aileyiz’ dedi. Mary duş yaparken aniden içeri girdi ve babası olduğu için ondan utanmaması gerektiğini söyledi. Baba o gece iki kişilik bir yatakta birlikte yatmaları için ısrar etti ve gece geç saatlerde ona dokunmaya başladı. Bir aile oldukları için bunun hiç bir sakıncası olmadığını söyledi.

Mary bu olayı annesine anlattığında, annesi her zamanki gibi sorun çıkartıyormuş tavrıyla davrandı. “Baban niçin böyle bir şey yapsın? O çok güçlü bir adamdır. Canının istediği kadına sahip olabilir ama bana her zaman sadıktır. Bu söylediklerin için derhal özür dilemeni istiyorum.” dedi. Mary bu olayı unutup bastırarak kendi algılarından şüphe eden bir çocuk olarak büyüdü. Mary’nin babasına bağlılığı sürdü ve bütün ailenin yaptığı gibi o da babasını idealize etti.  Fakat babasını, annesini ve ablasını idealize etmek onu bir-sıfır mağlup durumuna düşürdü. Erkeklerle ilişkileri tam bir felaket oldu, kadın arkadaşları ile de durum farklı değildi. Hiç kimseye güvenmez oldu ve er-geç onları uzaklaştırmak için bir bahane buldu.(kendi içinde sembolik olarak ailesini reddediyordu)

Bu ailede anne bir yazardı ve bir çocuk yetiştirme dergisine “DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Bozukluk) Kızıma Uyum Sağlamayı Öğrendim” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Bu makaleyi bu tür bozukluğu olan çocuklara sahip olan annelere yardım olsun diye yazdığını anlattı. Geniş aile  ve arkadaş çevresi içinde babaya keskin iş zekâsı, başarısı ve neşeli kişiliği yüzünden neredeyse tapılırdı. Bu iki ebeveyn de küçük kızlarına uyguladıkları cinsel ve duygusal istismarı akıllarından bile geçirmedi. Her ikisi de ne kadar harika ebeveynler olduklarını, küçük kızlarının genetiğinin bozuk olduğunu, onunla yaşamanın (yani onun düzen bozan kişiliğine anlayış göstermenin) kendi kara talihleri olduğuna kesinlikle inanmayı sürdürdü. Ama onların anlayışı (sözde şefkat) Mary’yi daha da beter etti.

Bu arada ailenin büyük kızı kendi ebeveynleri gibi narsist bir ebeveyn oldu. Çünkü onu yetiştirirken ona her yaptığının doğru olduğunu hissettirmişlerdi. Dolayısıyla o da ebeveyn olarak hiç yanlış yapabileceğini düşünmedi. Bazen bu tip çocuk yetiştirme kuşaktan kuşağa geçer.

Narsistik kişilikler her şeyi sadece tek biçimde görürler – kendi istedikleri biçimlerinde- Kendi biçimleri için gayet tutarlı nedenler bulmakta müthiş yeteneklilerdir. Ya onlardan yanasınızdır ya da onlara karşısınızdır. Onlardan yanaysanız, görkemlerini paylaşabilirsiniz ama onlara karşıysanız ve duymak istemedikleri şeyleri söylerseniz, gazaplarına uğrarsınız. Bir çocuk masalı olan ‘Pamuk Prenses’deki kraliçe narsist kişiliğin bir örneğidir. Ayna ona ülkenin en güzel kadını olduğunu söylemek zorundadır ama bir gün Pamuk Prenses’in daha güzel olduğunu söylediği zaman avcıyı Pamuk Prenses’i öldürülmek üzere ormana gönderir.’

Narsist kişilerin bilinçaltında bir aşağılık kompleksi ve öfke vardır ki, buna karşı konulamaz üstün bir kişiliğin sert örtüsünü geliştirerek korunurlar.
Narsistik ebeveynler bir doktordan diğerine giderler… Ta ki istedikleri şeyi söyleyen bir doktor buluncaya kadar. Problem asla onlarda ya da onların çocuk yetiştirme tarzında değildir. Daima bir dış nedene bağlanır. Genetik bir kaynak, düşman bir öğretmen, ya da hasarlı bir aşı. Bu elbette bir çocuğun gelişiminde genetik ya da başka faktörler rol oynamaz demek değildir ama bunlar bütün rolü kapsamaz. Çocuk yetiştirme tarzı her zaman göz önüne alınmalıdır ki narsistler de asla bunu göz önüne almaz.

Ben bu tür ebeveynlere en zararlı ebeveyn diyorum çünkü onlar baştan aşağı iyi niyetli görünerek en fazla zararı verirler. Bu tür ebeveynlerin çocuklarına uyguladıkları duygusal istismarı çocukların fark etmesi zordur. Bu yüzden sonuçlar çok daha korkunçtur.

(By Gerald Schoenewolf, Ph.D.)
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: