Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 9: SONUÇ

ANTİKÇAĞ VE TÜRKİYE – 9: SONUÇ
Daha önceki paylaşımlarımda yapmaya çalıştığım açıklamaların gösterdiği gibi, Türkiye’de “Antikçağ Temel Bilimleri” alanlarında yapılan etkinlikler bir çıkmaz içindedir. Bu çıkmaz, üniversitelerde bu disiplinlerle yakın ilinti içinde bulunan ve bu disiplinlerden ilk elden yeni kaynaklar sağlayarak zihinsel dinamizm alması beklenen Eskiçağ Tarihi, Klasik Filoloji ve Klasik Arkeoloji bilim dallarının da durağanlaşmasına ve giderek vasıfsızlaşarak öğretici ve araştırıcı işlevlerini gerektiği gibi yerine getirememesine yol açmaktadır. Sorunun öncelikle üniversitelerde tartışılıp, çözüm yollarının aranması, aciliyeti olan bir zorunluluk haline gelmiştir.

Sorun; özellikle, bu alanlarda çalışan yerli ve yabancı araştırmacılar arasındaki sayısal, bilimsel ve parasal olanaklardaki dengesizliklerde yoğunlaşmakta ve Türk biliminin aleyhine tırmanma gösteren bu gelişme sonucunda söz konusu alanlarda çalışan Türk bilim insanları yabancı bilim insanlarıyla rekabet etme şansını giderek yitirmekte; Türkiye’nin sahip olduğu zengin tarih potansiyeli ham madde halinde dış bilim kuruluşlarına kontrolsuz bir şekilde aktarılmakta ve neticede yabancı bilim çevrelerinde onların etki alanlarında Türk makamları, Türk bilim kuruluşları, bilim adamları ve Türk toplumu hakkında eskiden beri mevcut negatif imaj, yani Türkler’in ellerindeki tarihî miras ve potansiyele yeterince sahip çıkamamaları, onu yeterince korumaktan, işlemekten, tanıtmaktan aciz olmaları gibi düşünceler hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramadan devam etmektedir.

Sorunu uzun vadede köklü bir biçimde çözecek yolların araştırılması ve bulunması bakımından öncelikle Türk üniversitelerine büyük görevler düşmekte ve üniversitelerde Antikçağ Temel Bilimleri’ni kapsayan birimlerin kurulmasının ya da mevcut birimlerin bu yönde yeniden yapılandırılmasının aciliyeti bulunmaktadır. Bu birimler oluşturulduğunda özellikle müzelere yeterli sayı ve kalitede eleman yetiştirilebileceğinden, müzelerde koruma altındaki yayımlanmamış epigrafik ve nümismatik malzemeyi bizzat Türkler tarafından işleme olanağı kendiliğinden doğacak; öte yandan Türk akademik çevrelerinin Epigrafi, Nümismatik ve Tarihî Coğrafya alanlarında yabancı araştırmalarla rekabeti için daha uygun bir ortam hazırlanmış olacaktır.


[Yazı SON] 
Not: Bu seri yazı alıntıdır.
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: