Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Gençler arasında deizm yaygınlaşması , Deizmin tarihçesi

Deizm Nedir?
Deizm (Yaradancılık), doğal dünya ve mantığa dair yapılan gözlemlerin kaynağını oluşturan, dinsel bilgilere dolaysız olarak sadece akıl ile ulaşılabileceği temeline dayanan, bu nedenle esin ve vahiye dayalı bütün dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır. İnanışın anlatılmasında kullanılan doğal inanç veya doğal din kavramları, hiçbir aracı olmadan sadece akıl ile kavranabilecek sade bir Tanrı inancını belirtir.

Bu inancı kabul eden kişiye Deist adı verilir. Deizm, ilk olarak 17. Yüzyılda İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Deist kavramı yazılı bir şekilde ilk kez İnanç ve İncil Öğretisi Eğitimi (Piere Viret) adlı eserinde 1564’de kullanılmıştır. Deizm, Latincede Tanrı anlamına gelen Deus sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşünceye sahip olan kişilerin Tanrı inancını belirtmek için kullanılmıştır.

Deizm her ne kadar geniş ve çeşitlilik içeren bir inanç olsa da, değişmeyen temel ilke ve inançları da vardır. Temel inanç ve ilkeler şunlardır;

Mantığın insanlara doğruyu öğretebileceği inancı
Yaratıcı bir güç inancı
Mucizelerin, kehanetlerin, demagojilerin, dinsel dogmaların ve ilahi olarak nitelendirilen dinlerin reddedilmesi.
Deistlere göre yaratıcı güç kavramı genellikle Tanrı olarak ifade edilir.

Deizmin Tarihçesi

Deist düşünceye sahip kişilerin eski dönemlerden beri var oldukları düşünülmektedir. 17. Yüzyılda “doğal dine inanış” Avrupa’da bir devrim haline gelmiş ve birçok kültür tarafından bu akıma destek verilmiştir. Hümanist yaklaşım (Rönesans), Avrupa’nın klasik Yunan ve Roma dönemindeki düşünceleri çalışmaya yöneltmiştir. Birçok dinin daha önceki dinlerden örnek aldığı ve hikayelerdeki karakter isimlerini değiştirerek kullandığı, mitoloji üzerinde yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.

Bunun dışında, eski bulguların incelenmesi sonucunda ve bilimin sunduğu ayrıntılarla birlikte tarihte ilk kez Hristiyanlar tarafından İncil eleştirilmiştir. O dönemlerde yapılan araştırmalar, dünya tarihinin kutsal kitapta anlatılanlardan çok daha değişik olduğunu ortaya çıkarmıştır. 16 ve 17. Yüzyıllarda Avrupalıların Asya, Pasifik ve Amerika’yı da keşfetmelerinin ardından, din olgusunu Nuh’tan geliş inancının bozduğu düşüncesi kabul edilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Herbert 1645’de şu ifadeleri yazmıştır; “Birçok din ya da inanış, bahsetmediği 1 adet bile yoktu. Avrupa’da bir tane Wayfarer tarafından bulunması gibi, başka biri Asya’da Afrika’da ve çok başka biri de Hindistan’da”. Buna göre, Hristiyanlığın diğer birçok din arasındaki dinlerden bir tanesi olduğunun farkına varıldı ve hiçbir şeyin iki din arasındaki iyiliği ya da doğruluğu ispatlayamayacağına inanıldı.

Avrupa’da Deistler

Deizm akımı, 17. Yüzyılın ilk dönemlerinde Edward Herbert (İngiliz düşünür) ile başladı. Herbert’ten sonra Charles Blount, deist olduğunu açıklayan ilk düşünürdür. Blount öldükten sonra yayımlanan eserleri, deist düşüncenin yayılmasında çok etkili olmuştur. Daha sonra ise John Toland ve Matthew Tindal eserlerinde deist fikirlere yer vermiş ve bu fikri yaygınlaştırmışlardır. John Tolan, deizmin en bilinen temsilcilerinden birisidir ve o, doğal bir din kültürünün taslağını çizmiştir. Ona göre, bu kültürün rahibi bilim, kahramanları da insanlık tarihindeki büyük yetiştiricilerdi. Shaftes’e göre din, insan hayatının yüceltilmesidir. Biz Tanrıyı evren gibi kendi harika eseri içerisinde bulabiliriz, çünkü doğa her yanıyla kendisine şekil veren büyük sanatçının izlerini taşımaktadır.

Fransız deistler içinde en tanınmış ve önemlisi Voltaire’dir. O, tabiat kanunu ve fizik fikrini temel alan doğal bir din anlayışını savunmuştur. Evrensel çekim kanunundan yola çıkarak Newton fiziği hakkında yorum yapan Voltaire, Tanrı’nın yaratıcı olduğu inancı ile kainattaki süreklilik fikri tezat olduğu için deist olmuştur. Rousseau’da Voltaire’nin katı ve akılcı deizmini esnek ve romantik bir anlayışla devam ettirmiştir. Ona göre, insanda doğuştan beri bulunan adalet ve iyilik duygusu, sonradan eşitsizliğe veya kötülüğe dönüşebilmekte, fakat insanın doğasında var olan ışık, kendisine tekrar yol gösterebilmektedir. Bu tür fikirler Hristiyanlığın anlayışına ve dolayısıyla da İsa’nın kurtarıcılığı fikrine aykırıdır ve kilisenin ruhani otoritesi ile yol gösterici rolünün yerine akli aydınlanmayı benimsemektedir.

1784’de Thomas Paine’nin yayınladığı Akıl Çağı adlı kitapta şu sözlere yer verilmiştir; “Dünya vatanım, iyilik yapmak dinim ve bütün insanlar kardeşimdir.” Voltaire ve Rousseau, deizm anlayışı içinde bulunan Fransız filozoflardır. Voltaire, “Tanrı düşüncesinin dışındaki her şey saçmadır. Eğer Tanrı olmasaydı biz onu keşfetmek zorunda kalacaktık, fakat tüm tabiat onun varlığını bize haykırıyor” demiştir. Rousseau’ya göre ise din, büyük bir varlığın bize verdiği yüksek bir duygudan oluşmaktadır.

Deizmin Kategorileri

Deizm akımında, evrene müdahale etmeyen ve aşkın bir tek Tanrılı standart deizm düşüncesi hakimdir. Buna rağmen her inançta olduğu gibi, deizm de zaman geçtikçe kendi içinde farklılıklara uğramıştır. Deizm sonrası ortaya çıkan akımlar ya da inançlar, anlam karmaşasının oluşmaması adına başlarına isim veya ek alırlar. Bunlar; panendeizm, polideizm, pandeizm, felsefi deizm, Hristiyan deizmi, proses deizm, spritüel deizm, bilimsel deizm, birleşik deizm ve hümanist deizm gibi başka inançlarla birleştirilmiş ya da deizmden türemiş alt kategorilerdir. Bunların dışında pagan deizm ve amorian deizm gibi alt kategorilerde bulunmaktadır. 

Günümüzdeki standart deizmin dışında etkili olan alt kategoriler ise şunlardır;

Pandeizm

Pandeizm, evrenin tümünü Tanrı olarak kabul etmektedir. Buna göre, her şey Tanrı’nın bir parçasıdır. Her şey Tanrı’dır ve Tanrı her şeydir. Pandeizme göre Tanrı’nın kainattan bağımsız ve ayrı bir varlığı yoktur. Tanrı nesnelerde, insan dünyasında ve doğada vardır.

Panendeizm

Tıpkı pandeizmde olduğu gibi, evrenin kendisinin Tanrı olduğu düşüncesi hakimdir. Pandeizmden ayrı olarak ilk devindirici olan; Tanrı’nın tüm varlıkları ve evren özünden yarattığı, evrenin bilincinde değişmez ve mutlak bir varlık olarak hakim olduğu inancıdır. Pandeizme göre ruhun tek bir amacı vardır, buda oluştuğu Tanrı’ya geri dönmektir. Bunun yolu ise, tek evrensel kanun olan evrimden geçmektir.

Gerçek anlamda Tanrı’nın bütünleştiği varlıkların ve evrenin, evrim yoluyla diyalektik olarak geliştiği ve değiştiği, gelişimi tamamladıktan sonra da dönüşün tekrar ebedi ve ezeli olan Tanrı’ya olacağı, bu geri dönüşte de tekamülünü tamamlayan tüm ruhların da Tanrı’ya kavuşacağına inanılmaktadır. Pandeizm akımına göre Tanrı, hem mutlak (değişmeyen) hem de göreli (değişen) bir şeydir. Hem zamanın içinde, hem de dışında ve hem sonlu hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tümel, hem tikel hem de sonuçtur.

Spiritüel Deizm

Bu deizm; içinde doğa ile birleşme, sezgi, tefekkür ve meditasyon gibi durumları barındırır. Bunlar da diğer deistler gibi Tanrı’nın kainata müdahale ettiği düşüncesini, doğa üstü olayları ve dinsel dogmaları reddederler. Spiritüel deizm manevi ve genel varlığı, tabiatta hissedilebilir tarifsiz bir Tanrı inancı içermektedir. Spiritüel deistler reenkarnasyon, karma ve sonsuz ödül gibi inançlara sahip olabilirler. Bu tarz deistler literatürde “spiritüal ama dinsel değil” veya “spiritüel ama dini yok” şeklinde tanımlanır.

Deistlerin tamamı olmasa da belli bir kısmı transandantalistler gibi ideal spiritüel durumun (aşkın), empirik ve fiziksel olduğuna, kurumlaşmış olan dinlerin doktrinleriyle değil, sadece bireyin bağımsız olarak kendi içine geri dönmesi yoluyla idrak edebileceğine, mevcut toplumsal kurumların kişinin kendi içindeki iyiliği anlaması ve ona geri dönmesine engel olduğuna inanırlar. Bu nedenle de kişinin kendini keşfetmesine önem verirler.
PAYLAŞ
Banner

YORUMLAR:

0 comments: