Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Sosyalleşmenin en büyük düşmanı sosyal medya

Sihirli kelimemiz, iyi niyet
İyi niyetin insan ilişkilerinde sihirli bir kelime olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan iyi niyetliyse davranışlarının kötüye gitmesi mümkün değil. Eğer iyi niyetliyseniz ve doğruları yapmaya çabalıyorsanız çatışmalar yaşanabilir. İyi niyetiniz varsa hatalı olsanız bile yaşanan güç çatışmasını sağlıkla aşabilirsiniz. İyi niyet yoksa farklı bir yöne gider” şeklinde konuştu.

İnternet, yalanı doğal hale getiriyor

Modern iletişim araçlarının insan ilişkilerinde işbirliği kurmaya engel olan bir araç olduğunu özellikle vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu modern araç akıllı telefonlar ve internet. Sosyalliğin şu anda en büyük düşmanı sosyal medya. Sosyal terapilerin en büyük düşmanı sosyal medya çünkü internetin şu özellikleri bağımlılık yapıyor, 24 saat boyunca ulaşım imkanı var. Onaylayıcı ve ödüllendirici, internete kolayca ulaşabiliyorsunuz, gece uyanıp da telefonunu kontrol etmeyen çok az kişi var. Aynı evin içinde insanlar birbirlerine mesaj atıyor. Çocuk internette dolaşıyor, annesi babasının içi çok rahat evde gözümün önünde diye oysa çocuk güvensiz mecralarda dolaşıyor. Orada her şey sahte, internet yalancılığı doğallaştırıyor. Bu özellikle bağımlılık yapan maddelerde de var” ifadelerini kullandı.

Güç çatışmaları iş birliği ile aşılır

“Kişisel ilişkilerde güven esas kuşku istisnadır” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlaşma ve mutsuzluğa karşı en etkili tedavinin sosyal tedavi olduğunu belirterek “Sosyal tedavinin üçayağı vardır. Duygusal pozitiflik, zihinsel esneklik ve davranışsal kucaklayıcılıktır. İletişimde ve kişilik çatışmalarında en önemli sebep işbirliğinden kaynaklanan sorunlardır. Birbirini seven kişiler aşık oluyorlar, evleniyorlar ancak iyi işbirliği kurmuyorlar. Güç ve kişilik çatışmaları sadece işbirliği ile aşılır. İş ilişkilerinde de işbirliği önemlidir” dedi.

Nöropsikoloji bakışı ile zeka türlerinin beşe ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan bunları şöyle sıraladı:

Mantıksal zeka, duygusal zekâ, sosyal zeka, bedensel zeka ve vicdani zeka. Bu beş zeka türünün değerlerinin farklı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı harekete geçiren fikirler değil duygulardır. Duygulara düşünce kattığınızda bu inanış oluyor, inanış olduğunda bilgisayarın enter tuşuna bakmak gibi oluyor. Kişi bunu o zaman içselleştiriyor, o yetmiyor bunu devam ettiriyor. Devam ettiği zaman alışkanlık oluyor. Bunu 6 ay süreyle yaparsanız kişilik haline geliyor” diyerek açıkladı.

21’inci yüzyılın bilgelik çağı olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlık şu anda daha çok bilgi sahibi. Dünya çok hızla gelişiyor ve değişiyor. İnsanlar böyle bir ortamda varlıklı güçlü fakat mutlu değil. Bu çağ sekülerizm çağı, dünyevilik çağı. Değerler hiyerarşisi piramidinin en tepesine insan dünya konuyor. Oysa insan değerler piramidinin en üstüne iyi insan olmayı koyacak. İyi insan olmak varoluşumuz için ödediğimiz kiradır” dedi.
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: