Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Yeniçeriler

Osmanlı devletin en büyük silahlı güçü yeniçerilerdi. Yeniçeri ocağı I.Murad zamanında devletin merkezinde padişahın mahiyetinde kurulan düzenli bir orduydu. Kuruluşunda Karamanlı molla Rüstem gibi önemli devlet adamların büyük etkisi vardı.
Yeniçeri ocağı devşirme yöntemiyle kurulmuştu, yani müslüman olmayan ailelerin erkek çoçukları, kimi zaman ailelerin kendi isteğiyle, kimi zamansa ikna edilerek alınıyordu. Özel olarak tayin edilen akıncı kadıları, yani devşirme memurları, atandıkları bölgedeki her bir kadılığı gezip, 40 hanede 1 erkek çoçuğu hesabıyla yeniçeri adaylığına uygun gördükleri çocukları seçiyorlardı. Bu geleceğin yeniçerileri önce payitahta getirilip, burdan Türk ailelerine veriliyordu. Devşirme kanunuda o dönemde çıkartıldı, ve ocak teşkilatı kısa sürede mükemmel bir şekilde sistemleştirildi. 

Çoçukların 7-10 yaş arası olmasına dikkat ediliyordu. Terbiyesi eksik be güvenilmez olacağınıdan çingene çocukları alınmıyordu. Aç gözlü olur diye köy sığırtmacının oğlu alınmazdı. Evin tek çoçuğu alınmazdı. Diğer çoçuklar arasında alay konusu olmasın diye kel, köse, fodul kişiler devşirilmezdi. Sanat sahibi olanlar alınmazdı. Türkçe bilenler alınmazdı. Çok uzun veya çok kısa kişiler alınmazdı. Yani asıl, soylu, sağlıklı ve mütenasip vücutlu çoçuklar devşirildi. 

Alınan çoçuğun köyü, kazası, sancağı, ana baba bilgileri, doğum tarihi ve çoçuğun eşkali en ince ayrıntısına kadar deftere kaydedilirdi. Eşkal defteri 2 nuhsa olarak tanzim edilir biri devşirme memurunda durur diğer ise çoçukları sevk eden sürücüye verilirdi. Devşirmeler sürü denen 100-150 kişilik gruplar halinde sürücüler ve muhafızlar nezaretleri altında hükümet merkezine gönderelerdi. Devlet merkezine ulaştıklarında derhal sünnet edilirlerdi ve 2-3 gün istirahatten sonra müslüman olurlardı. Yeniçeri ağasının teftişinden geçen çoçukların güçlü olanları direk Bostancı ocağı için ayrılırdı diğerleri geçici bir süre olarak çiftçi ailelerin yanına verilirdi. 

Yeniçeri ağalarından sonra en yüksek rütbeli olan kethüdalar her yıl Anadolu'daki çiftçi ailelerine verilen çoçukları yoklamak ve durumları hakkında bilgi sahibi olurlardı. Bu uygulama ile devşirme çoçuklar bi taraftan ziraatla uğraşarak üretime katkıda bulunurlar diğer yandanda Türkçeyi ve islam adet ve geleneklerini öğrenirlerdi. 3-5 yıl sonra yeniçeri ağasının arz-ı ve divanı hümayunda alınan kararla merkeze gönderirlerdi. Burda Matematik, okuma yazma, bilim, coğrafi eğitimi görürlerdi. 

Eşkal defterine bakılarak tekrar kontrolden geçen devşirmeler acemi ocağına kayıt edilirdi. 7-8 sene acemi ocağında eğitim ve talim görürlerdi inşaat ve gemilerde çalıştırılarak vücutları geliştirilirdi. Eğer çoçuk çok yetenekliyse enderuna yada kapuya çıkma denilen usulle yeniçeri ocağına kabul edilirdi. 

Yeniçerilerin tek görevi askerlikti ve beyli başlı kurallara uymak zorundaydılar mesela kışlalarından ayrılamaz, evlenemezler, sakal bırakamazlardı. İslamiyetin emirlerini eksiksiz yerine getirmeleri gerekirdi. Üslerine şartsız itaat etmek zorundalardı. Kavga gürültü edemezlerdi. Askerliğe yakışmayan hareketlerde bulunamazlardı. Diğer tüm yeniçerilerle tek bir vücut gibi müttefik olmak kışla ve karargahlarıyla ayni yerde bulunmak zorundaydılar. 

Mahkemeye delil sunulmadığı sürece haklarında katl veya idam cezası verilemezdi. Kendi zabitlerinden başkası tarafından cezalandırılmazlardı. Yaşlı veya sakat olanlar emekli edilirdi ve tüm vakitlerini talim/terbiye ile geçirirlerdi. Ocaktaki rütbe ve terfileri kıdem sırasıyla yapılırdı. Özellikle kışla hayatında yeniçerile askeri talim ve terbiyesine çok dikkat edilirdi. 

İlk dönemlerde askeri talimler daha çok iyi kılıç kullanmaya ve hedefini bulan oklar atmaya yönelikti. Pençe ve pazı kuvvetinin en yüksek seviyeye çıkması öncelikli hedefti. Kılıç talimleri, keçeden yapılmış mankenlere kılıç çalmakla olurdu, yeniçeri dilaverlerin kolu sürekli bu mankenlere inerdi, gözle asla takip edilemeyen müthiş darbeler, ard arda gelirdi. Ok talimlerimdeyse oku tutan parmaklar otomatik silahlar gibi yayı gererdi ve hiç durmadan 300/400 ok atılırdı. Yağlı mermerleri tokatlamak, süratli koşuları yapmak, engel aşma talimleri, ve özellikle güreş sporu, yeniçerilerin diğer güç ve kuvvet talimleriydi. Daha sonra keskin nişancılar olarak bilinen tüfeng talimleri çeşitli ateş taktığı ve savaş sanatının temel bilgilerini öğreniyorlardı. 

Artık onlar padişaha itaatten islama kuvvet vermekten başka bişey düşünmezlerdi. Açlığa, susuzluğa, yorgunluğa ve her türlü çileye tahammül sahibidiler. Başlarına börk denilen beyaz bir keçeden külah giyerlerdi bunun arkasına yatırma denilen ve omuza kadar inen bir parça yer alırdı. Bu kısım yeniçerilerin enselerine yağmur kar veya soğukdan korurdu. 


Bayraklarına ocağın Sünni mezhepe mensup olduğunun bir işareti olarak imam-i Azam bayrağı denirdi. Yeniçeriler harp sahasına girdikleri zaman yani düşman topraklarına ayak bastıkları anda her ikindi namazında sonra sefer duaları yaparlardı. Yeniçeri ağasının iç ağaları ve adamları çadırlarından çıkıp daire şeklinde dururlardı her odanın neferleride çadır önünde dizilirlerdi ocak yazıcısı kethüdanın yanına gelerek dua ederdi ve oradakiler birazdan herbirlikte Allah Allah sadalarıyla yarım saat dağları inletirdi. Savaşmaya başlayacakları zaman binlerce yeniçerinin ağzından gök gürültüsü gibi çıkan "Gülbank-I Muhammedi" dosta güven düşmana korku salardı. Hücuma kalktıkları zaman ise "HU" çekerek ileri atılırlardı.
PAYLAŞ
Banner

YORUMLAR:

0 comments: