Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Alcatraz'dan kaçış filmi yorumum ve hikayesi

Şimdiye kadar kimsenin kaçamadığı ve son derece güvenli bir hapishaneden kaçmak isteyen 3 mahkumun hikayesine odaklanan filmde muhteşem şekilde hazırlanmış kaçış planı bakalım gerçekleşecek mi ? Amerikan tarihinin en önemli oyuncularından birisi olan Clint Eastwood filmin baş rolündedir.
İzledim dün gece geçmiş yıllardan çekildiği için o dönemdeki imkanlara güzel bir film.Anlatmak istedikleri gayet açık anlaşılır, bir özel müzik yok sadece zaruri standart geçişlerde az biraz eklemeli sesler var.Bu film gerçek bir yaşanmıştır aşağıda ise araştırmalarım sonucunda yazılan ve görseller yer alıyor.Bir sonraki film önerimde görüşmek üzere. 
-----------------------------------------
Alcatraz Adası  1861 - 1963 yılları arasında cezaevi olarak kullanılmış bir adadır.San Francisco Körfezi'nde sahile 2,4 km uzaklıkta 9 hektar alana yayılmış olan Alcatraz Adası, ABD'nin en ünlü hapishanelerinden biri olma özelliğini taşıdı. Hükümlülerin sayılarla isimlendirildiği Alcatraz'da çok basit temel gereksinimler dışında hiçbir ayrıcalık yoktu. Cezaevi kitaplığından yararlanmak için bile en az beş yıl sorun çıkarmayan bir mahkûm olma şartı aranıyor, aşırı akıntıyla çevrili adadan kaçışın çok zor olduğu hapishane koşulları, esir kamplarına benziyordu. Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu. Çoğu mahkum, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu. Ancak fırsat gelirse, dışarıya -temizlikçi olarak- bir saat kadar çıkabiliyorlardı. Ana binada kapılar ve pencereler, demir parmaklıklarla kapalıydı. Burada ve gözetleme kulesinde silahlı görevliler vardı. Adanın etrafı ise soğuk körfez suları ve bolca köpekbalığı ile çevriliydi. Şu sıralar turistik mekan durumunda olan Alcatraz’dan -hepsi başarısızlıkla sonuçlanan- 14 adet kaçma girişimi olmuştur.

Bu 14 adet kaçma girişiminden yalnızca bir tanesinin başarıya ulaştığı düşünülür.Frank Morris ve John ve Clarence Anglin kardeşler, sessizce ve kimseye farkettirmeden hapishaneden kaçtılar. Hücre duvarında bir delik açıyorlar ve bu delik, bitişinde demir parmaklıklar olan bir koridora çıkıyor. Yol hazır, Farkedilmemek için de, kendi maketlerini yapıyorlar. Hem de gerçek saçlarını da kullanarak. Yatağa yatırıyorlar maketleri, üstlerini de örtüyorlar. Koridordan havalandırmaya tırmanıyorlar. Buradaki demir çubukları büküp, çatıya çıkıyorlar. Su borularına tutunarak aşağıya iniyor ve kayıplara karışıyorlar.

Morris’in hücresinde bulunan kafanın yandan profili. Alçıdan yapılan kafa ten rengine boyanmış ve gerçek saç eklenmiş. Kafa ilk bulunduğundan burnu kırık değilmiş ancak gardiyan uyuduğunu zannettiği Morris’I demir parmaklıklar arasından dürtmek isteyince kafa yataktan yuvarlanıp yere düşmüş ve böylece burnu zarar görmüş.
Fotoğraftaki keçe ve kumaş parçalarıyla insan saçları Clarence Anglin’in yatağının altında bulundu. Saçların kumaşa kaliteli bir yapıştırıcı ve doğal bir modelle yapıştırılması bir atkuyruğu görünümünün oluşmasına sebep olmuş. Böylece mahkumlar perukları alçıdan yaptıkları kafalara yapıştırdıklarında doğal bir görünüm elde etmişler.

Kaba aletler kullanarak –ki bunlara bozulmuş bir vakum temizleyicisinden kendi yaptıkları basit bir matkap da dahil- havalandırma yolunun etrafında birbirine çok yakın delikler açtı. Böylece hücre duvarlarındaki o bölüm tamamen çıkarılabildi. Mahkumlar havalandırmaya çıktıktan sonra bu kapakları arkalarındaki teller yardımıyla geri kapatmıştı.

Mahkumların yağmurluk kullanarak kendilerinin yaptğı can yeleklerinden bir tanesi. Kenarları ısı ve basınç yardımıyla kapatılmış görünüyor. Isıyı atölyedeki bir sıcak su borusunu delerek elde etmişlerdi ve basınç için de büyük, ağır bir kalas kullanmışlardı. Bu fikri muhtemelen okumalarına izin verilen dergilerden birinden edinmişlerdi.
Kullandıkları aletler: (aşağıda ortada) keskinleştirilmiş kaşık sapları duvarları delmekte kullanılmış, (ortada) matkap olarak kullanılan vakum temizleyici motoru, (üst ortada) vakum temileyici motorunun sesini bastırmakta kullanılan yuva, (orta solda) baskı uygulamakta kullanılan ve mengene görevi gören cıvata ve şaftlar,(üst solda) kalem pilden yapılmış iki hücreli el feneri. Diğer aletler kazma, kesme, delme gibi işlemler için kullnılmışa benziyor. Bütün bu eşyalar mahkumların atölyesinde 5 galonluk bir kovanın içerisinde toz çimentoyla kaplanmış olarak bulundu. Muhtemelen ilk bakışta ne olduğu anlaşılmasın diye böyle bir kamuflaj yapmışlardı.

Sal, can yeleği, kürek ve manken kafalar yaparken mahkumlar bir yandan da binadan dışarı çıkabilecekleri bir yol arıyordu. Atölyelerinin tavanı aşağı yukarı 10 metre vardı ama adamlar pek çok borudan tırmanarak şaftın ucundaki bu havalandırma kapağını açmayı ve dışarı çıkmayı başardı. Bu şekilde çatıya çıkmayı başaran mahkumlar önce bir deneme gerçekleştirdi. Çabalarını gardiyanlardan gizlemek için sabun ve ayakkabı boyasından sahte cıvata yapan mahkumlar, oradaki bölgeyi böylece gizli tutmayı başardılar.

Ancak kesin olarak bildiklerimiz burada bitiyor. Adamlar planladıkları gibi körfezi geçip Melek Adası’na ulaşıp, Raccoon Boğazı’nı aşıp Marin County’ye ulaşmayı başarabildiler mi?
PAYLAŞ
Banner

YORUMLAR:

0 comments: