Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Zatürre nedir? Tedavi yöntemleri

ZATÜRRE HASTALIĞININ SEBEPLERİ
Pnömoni, öncelikle bakteri veya virüslerden ve daha az yaygın olarak mantarlar ve parazitlerden kaynaklanan enfeksiyonlara bağlıdır. Tanımlanmış 100 türden fazla enfeksiyon ajanı olmasına rağmen yalnızca birkaçı vakaların büyük çoğunluğundan sorumludur. Hem virüsler hem de bakteriler ile birleşmiş enfeksiyonlar çocuklardaki enfeksiyonların %45’e kadarında ve yetişkinlerdeki enfeksiyonların %15’e kadarında ortaya çıkabilir. Dikkatli yapılan testlere rağmen neden olan ajanlar vakaların yaklaşık yarısında izole edilemeyebilir.

Pnömoni terimi bazen daha yaygın olarak akciğerlerin inflamasyonu ile sonuçlanan herhangi bir durum (örneğin, otoimmün hastalıklar, kimyasal yanıklar veya ilaç reaksiyonlarından kaynaklanan) için kullanılabilir; ancak, bu inflamasyon daha doğru olarak pnömonit olarak adlandırılır. Tarih boyunca, bulaşıcı ajanlar, farz edilen görünüşlerine dayanarak “tipik” ve “atipik” olarak ikiye ayrılmıştır. Ancak kanıtlar bu ayrımı desteklemediği için artık belirtilmemektedir.

Pnömoniye yatkınlaştıran koşullar ve risk faktörleri arasında sigara içmek, bağışıklık yetmezliği, alkolizm, kronik obstrüktif pulmoner hastalık, kronik böbrek hastalığı ve karaciğer hastalığı yer alır. Proton pompa inhibitörü veya H2 blokerleri gibi asit bastırıcı ilaçların kullanımı, artmış pnömoni riski ile ilişkilendirilir. Yaşlılık da pnömoniye yatkınlaştırır.
Pnömoni (Zatürre), öncelikli olarak alveoller olarak bilinen mikroskobik hava keselerini etkileyen bir akciğer inflamatuar durumudur. Genellikle, virüsler veya bakteri ve daha az yaygın diğer mikroorganizmaların enfeksiyonu, bazı ilaçlar ve otoimmün hastalıklar gibi diğer durumlardan kaynaklanır.

Tipik belirtiler arasında öksürük, göğüs ağrısı, ateş, ve nefes darlığı yer alır. Tanı araçları arasında x-ışınları ve balgam kültürü bulunur. Bazı tür pnömonileri önlemek için aşılar mevcuttur. Tedavisi altta yatan sebebe bağlıdır. Bakteriyel olduğu farz edilen pnömoni, antibiyotikler ile tedavi edilir. Pnömoni ciddi ise, hastalığa yakalanan kişi genellikle hastaneye yatırılır.

Her yıl, pnömoni yaklaşık 450 milyon kişiyi yani dünya toplamının yüzde yedisini etkiler ve yaklaşık 4 milyon ölümle sonuçlanır. Pnömoni, 19. yüzyılda William Osler tarafından "the captain of the men of death" (ölüm erlerinin lideri) olarak görülmüş olsa da, 20. yüzyılda antibiyotik terapisi ve aşıların gelişiyle sağkalımda iyileşmeler görülmüştür. Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde, çok yaşlı, çok genç ve kronik hastalarda pnömoni önde gelen bir ölüm nedeni olmayı sürdürüyor.

ZATÜRRE NEDİR?

Türkiye'de ölüme sebep olan hastalıklar arasında beşinci sırada, enfeksiyona bağlı ölümler arasında ise birinci sırada yer alan zatürreden, erken teşhis ile kurtulabilirsiniz

Zatürre, akciğerlerde meydana gelen iltihaplanma neticesinde ortaya çıkan son derece ciddi bir hastalıktır. Tıbbi literatürde pnömoni olarak isimlendirilen bu hastalık; virüs, bakteri ve parazitlerin akciğere yerleşmesi neticesinde gelişmeye başlar. Zatürre, Türkiye'de ölüme sebep olan hastalıklar arasında beşinci sırada yer alırken enfeksiyona bağlı ölümler arasında birinci sıradadır. Zatürreye yakalanan kişilerde ölüm oranı ise yüzde 5'tir ve bu hiç de hafife alınacak bir rakam değildir.

ÜÇ TİPİ VARDIR

Alveoller, akciğerlerde bulunan ve oksijen- karbondioksit değişimini sağlayan hava kesecikleridir. Zatürreye sebep olan virüs veya bakteriler, vücuda girdiğinde alveollerin etrafına yerleşerek bölgede iltihaplanmaya sebep olur. Hayati öneme sahip oksijenin yönetiminde görev yapan alveollerin iltihaplanması, hastalığın tedavi edilememesi durumunda ölümle sonuçlanmasına yol açabilir. Yapılan araştırmalar neticesinde zatürreye sebep olan 90'a yakın mikroorganizma tespit edilmiştir. Bunlar arasında 23 tanesi oldukça yaygın ve hastalık oluşturma anlamında kuvvetlidir. Zatürre, üç tipte görülebilir. Bunlardan ilki ve en yaygın olanı, virüs zatürresidir. İkincisi, daha ağır seyreden lober zatürresidir. Üçüncü zatürre tipi ise iyi tedavi edilmeyen akciğer hastalıklarından kaynaklanan bronköpnomonidir.

KORUNMA YOLLARI

Zatürreden korunma yöntemleri denildiğinde akla ilk gelen, zatürre aşısı olarak bilinen pnömokok aşısıdır. Bu aşı, koruyucu etkileri bilinen kuvvetli bir seçenektir. Ancak herkese yapılması gereklidir gibi bir ifade kullanamayız. Pnömokok aşısı, zatürreye yol açtığı kesinleşen 23 tip mikroorganizmaya karşı geliştirilmiştir.

AŞI ETKİLİ

Kalp hastaları, kronik akciğer rahatsızlığı olanlar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, kronik böbrek hastalığı olanlar ve 65 yaş üzeri yaşlılar; doktor kontrolü ve tavsiyesiyle aşılanabilecekler arasında yer alır. Pnömomok aşısının koruyucu etkisi oldukça yüksektir. Aşılanma aralığı kişiden kişiye ve durumdan duruma değişiklik gösterir. Mutlaka doktor tavsiyesiyle yapılmalıdır. Aşılanma dışında sayılabilecek korunma yöntemleri arasında, dengeli ve doğru beslenmenin yanında sigara ve alkol kullanmamak sayılabilir.

BULAŞICI MIDIR?

Bu sorunun cevabı maalesef evet! Zatürre bulaşıcıdır ancak bu mikrobu alan herkes zatürre olmaz. Kimi bünyelerde hafif öksürük ve ateşle atlatılabilir. Son derece ciddi sonuçlar doğurabilen bu hastalık, ilgili virüsün vücuda girmesiyle başlar. Bu bakteri ve virüsler, sıcağın etkisiyle bozulan yiyeceklerden, kirli sudan, egzoz gazı gibi çevreyi kirleten gazları solumaktan bulaşabilir. Soğuk su içildiğinde, özellikle çocukların zatürre olmak konusunda ikaz edildiğini duymuşsunuzdur. İlk başta hurafe gibi gelen bu tembih, aslında bilimsel bir temele dayanıyor. Çok soğuk içecekler içildiğinde boğazdaki bakteri florasında bozulmalar yaşanabilir ve bu durum, fırsatçı mikropları harekete geçirerek hastalığın oluşmasına sebep olabilir. Zatürre mikrobu taşıyan kişilerle yakın temasta bulunmak ve aynı çatal ve kaşığı kullanmakla hastalık, kişiden kişiye de geçebilir. Ayrıca vaktinde tedavi edilmeyen bronşit de zatürreye dönüşebilir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren bu hastalıkla karşı karşıya geldiğinizde belirtilerin benzerliği sebebiyle şiddetli gribe yakalandığınızı düşünebilirsiniz. Şiddetli baş ağrısı, aniden gelen baş dönmeleri, üşüme, titreme, soluma bozuklukları, sırt ağrısı, yorgunluk ve dalgınlık hissi, az idrara çıkma, öksürük ve yüksek ateş; sayılabilecek belirtiler arasında yer alır. Zatürre, tedavi yöntemini seçme aşamasında iki türle ifade edilir. Bu iki türün belirtileri birbirinden farklıdır. 

Tipik zatürre: Ani ve gürültülü başlangıç, üşüme titreme ile 39-40 dereceye varan yüksek ateş, öksürük, iltihaplı balgam çıkarma ve nefes alırken batıcı göğüs ağrısı ile ani olarak ortaya çıkar. 
Atipik zatürre: Belirtiler sinsi bir seyir gösterir. Ateş çok yüksek değildir. Kuru, inatçı öksürük dışında iştahsızlık, halsizlik, kas ağrıları, bulantı, kusma, baş ağrısı gibi akciğer dışı organlara ait şikayetler görülebilir.

AKCİĞER FİLMİ VE KAN TESTİ İLE TANI KONULUR

Zatürre, kişiye ciddi sıkıntılar veren zorlu bir hastalıktır. Zatürre mikrobu alan kişilerin günlük rutinlerini yerine getirmesi neredeyse imkansız bir hal alır. Yukarıda saydığım belirtileri hissettiğinizde, biraz dinleneyim geçer gibi erteleme yollarına girmeyin ve durumunuzu mutlaka ciddiye alın. Zatürre tanısı muhakkak bir uzman doktor tarafından konmalıdır. Tanı koymada en önemli veri, akciğerin dinlenmesiyle kontrol edilen solunum fonksiyonundaki bozukluklardır. Akciğer filmi ve kan testleri de tanı koymada destekleyici yöntemler arasında sayılabilir.

ANTİBİYOTİK ALERJİSİ OLANLARIN TEDAVİSİ UZAR

Erken teşhis hayat kurtarır! Zatürre tedavisinde antibiyotik kullanımı sıklıkla başvurulan yöntemler arasında yer alır. Hastalığın tedavisinde izlenecek yol, teşhis edilme süresiyle yakından ilgilidir. Erken teşhis edildiğinde hastalar evde tedavi edilebilirken, geç kalındığı durumlarda hastanede, hatta yoğun bakımda takibe alınırlar. Vaktinde uygulanmayan tedavi hastalığın kolayca ilerlemesine ve farklı rahatsızlıkların oluşmasına sebep olabilir. Bunlar arasında üst solunum yolu hastalıkları, kalp hastalıkları, beyin zarı iltihaplanması, kanser ve yutkunma güçlüğü sayılabilir.
BOL SU İÇİN

Antibiyotik tedavisinin uygulandığı bu hastalıkta, antibiyotik alerjisi olanlar için süreç uzayıp zorlaşabilirken inatçı virüslerin varlığı tedaviye yanıt alınamamasına sebep olabilir. Hastalık boyunca bol su içmek ve dinlenmek, mutlaka yapılması gerekenler arasında yer alır. Günlük diyetinize bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirecek gıdalar eklemek, hastalıkla savaşmada en iyi yardımcılarınızdan biri olabilir.
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: