Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Maymun beyinlerini hackleyerek verilen kararları değiştirdiler

Beyniniz şimdilik bilgisayar korsanlarından güvende olsa da makak maymunlarının seçimlerinin elektriksel uyarılarla kontrol edildiği yeni bir çalışma, beynin sürpriz bir hassasiyet oranıyla kontrol edilebileceğini öne süren ve gelişmekte olan bu alana dikkatleri çekiyor. 
Orta beyinin zeminindeki bir grup nöronun bulunduğu bölgeye (VTA) (aynı zamanda beynin ödül döngüsüyle ilişkilendirilen bir bölgedir) transfer edilen elektrotlar sayesinde bilim insanları makak maymunlarının kararlarını etkileyebilmeyi başardılar. Araştırma, Current Biology’de 29 Mayıs 2014 tarihinde yayınlandı.

Belçika’da bulunan Leuven Üniversitesi, Massachusetts General Hospital ve Harvard Tıp Okulu’ndan ekiplerin ortaklaşa yürüttüğü bu çalışmanın ilk aşamasında makak maymunlarına bir çift resmin gösterildiği A/B testi uygulanıyor ve maymunların hangi resmi seçtikleri kayıt altına alınıyordu. Bazı maymunlar bir top resmini tercih edebilirken bazısı da bir yıldızı resmini tercih edebiliyordu, ama araştırma takımı bütün örneklerde bireysel olarak bütün temel tercihleri toplamayı başardı. 

Daha sonra sıra asıl teste gelmişti: Elektriksel mikro uyarılar sonuçları etkileyebilecek miydi? Gerçekten de takım, VTA’ya küçük ve sürekli elektriksel uyarılar uygulayarak, edimsel ve Pavlovyen koşullandırma paradigmaları sırasında seçilen davranışları pekiştirebiliyor ve motive edebiliyordu. Bir başka deyişle, araştırmacılar düğmeyi çevirdikten sonra A resmini seçen makaklar B resmini tercih ediyorlardı ve aynısı tersi için de geçerliydi. 

Raporun eş yazarlarından Wim Vanduffel’e çıkan sonuçlardan sonra “Karar verme mekanizmasının elektronik olarak kontrol edilebilmesi mümkün mü?” diye sorduğumda gelen elektronik postada “Kesinlikle öyle gözüküyor!” cevabını almıştım. Vanduffel’in e-postası şöyle devam ediyor:

“Veriler maymunlardaki tercih değişiminin oldukça dramatik olduğunu gösteriyor. Karşılaştırdığımızda, etkilenme oranının, ilk maymunlarda üçüncü maymunlara göre daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu fark büyük ihtimalle yerleştirilen elektrotların konumunun farklı olmasından kaynaklanıyor (fakat bu sadece bir tahmin).”

Elbette bu süreç, bir maymunun beynine kablo yerleştirip yapacaklarını kontrol etmekten daha karmaşık. Örneğin; John Arsenault’in önderliğindeki araştırma takımı, makak maymunlarını oyunu oynamaya devam etmeleri için ikna etmek zorundaydılar ki bu da ortaya başka bir meyve suyu ödülü koyacakları anlamına geliyordu. Sonuçta hayvanlar bir anda robotlara dönüşmemişlerdi. Vanduffel ekliyor:

“Gerçekten de maymunları sadece mikro uyarıları test etmemiz için bizimle çalıştıramazdık, başka bir deyişle maymunlardaki kazanılmış davranışları güçlendirmek için meyve suyu gibi bazı ek motive ediciler kullandık.”

Sokaktaki herhangi biri tarafından beyninin ele geçirebileceği korkun olmasın çünkü elektriksel uyarıların karar verme mekanizmasına etkileyebilmesi için elektrotların son derece hassas bir şekilde beynin derinliklerine yerleştirilmesi gerekiyor ki haberin olmadan gerçekleşmesi çok zor gözüküyor. Vanduffel devam ediyor:

“Kendini hedefleme, muhtemelen daimi bir süreç: elektrotlar doğru yerde olduğu sürece ve herhangi bir karışıklık çıkmadıkça, elektrotlar çok uzun bir süre çalışacaktır. Asıl kritik konu ise daha çok VTA nöronuna verimli bir şekilde ulaşabilmek. Yani, elektrotları doğru yere yerleştirmek çok önemli. 

Elbette dikkat edilmesi gereken potansiyel tehlikeler var: Bu yöntem kötü amaçlı olarak bir insanın beynini uzaktan hem de onun bilgisi olmadan kontrol edilmesi için kullanılabilir. Fakat şuan da bunun için endişelenecek bir durum bulunmuyor. Beynin derinliklerini, vücudun içine girilmeden ve yüksek hassasiyetle kontrol edebilecek bir yöntem şuanda bulunmuyor.”

Ne olursa olsun, beynin kontrol edilebileceğini gösteren ipucu sayısı daha fazlaydı. Daha önceki çalışmalar, optik uyarılar üzerinde yoğunlaşmıştı, kısmen fütüristik bir araştırma olan fare beyninin lazerlerle kontrol edilmesi de buna dâhildi. Derin beyin uyarıları insanlar üzerinde zaten kullanılmıştı, fakat en son çalışmalar doğrudan karar verme mekanizması üzerine etkisiyle ilgili değildi.

Muhtemelen beyni korsan olarak ele geçirmeye –iyi amaçlar için– en yakın konsept, DARPA’nın travma sonrası stres rahatsızlığının (PTSD) da aralarında bulunduğu beyin travmaları tedavileri için beyin uyarım terapileri geliştirmekle olan ilgisidir. Yani şu anda beynimizin ele geçirilmesinden ya da Matrix senaryosunun gerçekleşmesinden endişelenmezken, şu gerçek gittikçe belirginleşmeye başladı; beynin elektriksel işleyişi iyi bir hassasiyetle değiştirilebiliyor ve bir gün bu işleyişi kopyalayabilecek duruma geleceğiz. Vanduffel şöyle söylüyor: 

“Uzun zamandır şunu iyi biliyoruz; beynin çalışması nöronların elektriksel aktivitesine indirgenebilir. Eğer biri bunu yapay olarak taklit edebilirse, muhtemelen çalışan bir beyine sahip olacak demektir. Ama bu kesinlikle bir varsayım çünkü 100 milyar nöronu ve aralarındaki bu rakamdan daha fazla bağlantıyı taklit edebilmek imkânsız gözüküyor.”

Her şeye rağmen, beynin elektriksel sistemine hafifçe dokunabiliyor olmamız şu anda hayal dahi edemediğimiz boyutta beynimizi kontrol edip yönetebildiğimiz bir geleceği işaret ediyor.  Bu, nörolojik hastalıkların tedavisi için çok büyük bir potansiyele sahip bir alan, yerleştirilen elektrikli aletler –korsanlar tarafından ele geçirilmedikçe– belki de farmakolojik tedaviden daha hassas davranabilecek. 

(Alıntı)
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: