Bu Blogda Ara

slider

Son Paylaşılan

Navigation

Denizde Yaralanmalara Dikkat!

Deniz Canlıları
Yaz günlerinde denizde yaşayan canlıların ısırma ve sokmalarına bağlı alerji, yaralanma ve zehirlenmeler çok sık görülmektedir. Bu tür durumlarda ne yapacağınızı bilirseniz tatiliniz size zehir olmaz.

Zehirli deniz hayvanlarının çoğu; ya diplerde bir yere bağlı olarak ya da yavaş yavaş hareket ederek yaşarlar. Bunların çoğu farkına varılmadan üstlerine basılması ile veya temas yoluyla olur. Belirtiler ve bulgular ısıran hayvanın özelliğine göre değişir. Vatoz, trakunya, iskorpit gibi çarpan balıklar daha çok balıkçı ve dalgıçlarda yaralanma ve zehirlenmelere, bazı denizanaları ise yüzen kişileri çarparak alerjik vakalara neden olurlar.
Et yiyen bazı tip balıklar, deniz yılanları ısırıklarıyla nörotoksik zehir salgılar. Denizanası, denizyıldızları, koni kabuklu salyangozlar, mercanlar nematokistler veya sokma kapsülleri ile sokarak bir asit yarası oluşturur. İskorpit balığı, denizkestanesi, kedi balığı ise dikenli olup, bu dikenleriyle delerek yaralar, keselerinden zehirli toksinler salgılayarak kardiyovasküler, solunum ve nörolojik komplikasyonlara yol açarlar.
Denizanaları, mercanlar ve denizşakayıkları, dokunaçlarında avlarını felce uğratan, çok sayıda zehirli kapsül bulunan omurgasız hayvanlardır. Bir yüzeye değen kapsüllerden olta iğnesine benzeyen sivri uçlu, içi boş bir borucuk fırlar ve zehiri saplandığı dokunun içine boşaltır. Araştırmalar, bu zehirin anafilaksiye yol açabileceğini göstermiştir.
Kayalık yerlerde daha çok bulunan denizkestanelerinin üzerlerine basıldığında dikenleri ayağa batar. Bu çok ağrı veren bir durumdur ve kırılan dikenin çıkarılması ise çok zordur. Ayaktaki ağrı ve şişlik dışında tehlikeli belirtilere genel olarak rastlanmaz. Deriye temas ettikleri yerde yanma, kızarma, kabarma, ağrı ortaya çıkar. Bunlara; halsizlik, bulantı, baş ağrısı, şiddetli kasılmalar, göz yaşarması, terleme, baş dönmesi ve solunum yetersizliği gibi belirtiler de eklenebilir.
Bunların, kanat şeklini almış geniş göğüs yüzgeçleri ve kamçıya benzeyen uzun kuyrukları vardır. Kuyruğun sapa yakın kısmında bir veya birkaç uzun diken bulunur.  Çok derin olmayan kumlu ve çamurlu diplerde yaşayan bu balıklar aslında çok sakin ve ürkek yaratıklardır. Bir tehlike sezdiklerinde hızla fırlar ve güçlü kuyruklarını bir kamçı gibi savururlar. Vatozla yaralanmalar çoğu yakalanan balığın son çırpınışları sırasında olur. Dikenlerinin battığı yerde çok ağrılı ve kolay geçmeyen yaralar oluşur. Ahşap teknelere saplanabilecek kadar kuvvetli olan bu dikenler, karın bölgesine denk geldiğinde öldürücü olabilir.

İskorpitler, yaşadıkları kayalık yerlere çok uygun olan renkleri ve girintili çıkıntılı vücut çizgileri nedeniyle, hemen hiç dikkat çekmezler. Bunların sırt ve anüs yüzgeçlerinin öndeki dikenleri, karın yüzgecinin birinci dikeni, baş ve solungaç kapakları üstündeki bazı dikenleri zehirlidir. İskorpit çarpması şiddetli ağrıya, kızarma ve şişmeye neden olur. Bilinç kaybı, felç, kalp atımlarında bozukluklar, çırpınma nöbetleri, bulantı, kusma ve solunum yetersizliği gibi birçok ağır belirti görülebilir, fakat ölüm nadirdir.

Trakonyalar, genellikle dipte, kuma gömülü olarak yaşarlar. Solungaç kapaklarında geriye doğru uzanan keskin dikenlerinin yanında, birinci sırt yüzgecini oluşturan siyah zarlı dikenlerinde zehir vardır.

İlkyardım Önerileri

Öneriler ve tedaviler
Deniz hayvanlarının zehirleri daha çok korunmaya yöneliktir ve zehirleyici etkileri kara hayvanlarınınkine göre daha kısadır. Bunlara bağlı ölümler oldukça seyrektir. Balık ve diğer deniz omurgalılarının zehirleri ısıya dayanıklı olmadıkları için, tedavide buz değil sıcak su ya da ıslatılmış sıcak bez kullanılmalıdır.
Solunum yolu açık tutularak solunum ve dolaşımın devamlılığı sağlanır. Isırıklarda yaranın büyüklüğüne göre oksijen tedavisi, kortizon, adrenalin, kan kaybı fazlaysa kan veya serum verilir. yapılır. Yaralı bölge, bol serum fizyolojikle yıkanır. Parçalı yaraların ameliyatla kenarları kesilerek dikişle kapatılır. Yaralı kısım gözlem altına alınır. Antibiyotik verilir. Sokmalarda; bölge bol serum fizyolojikle yıkanır. Zehiri inaktif hale getirmesi için yaranın üstüne 6-8 dakika alkol uygulanır.
Denizanasında sodyum bikarbonat uygulanır. Diken batmalarında; bu dikenler ısıya duyarlı olduğundan 30 derece kadar sıcak suyla yıkanır. Yara pansumanı ve tetanos profilaksisi yapılır. Cilt alkol veya metilen mavisi ile pansuman yapılır, tıraş köpüğüyle tıraş edilebilir, talk pudrası sürülerek böylece ciltteki zehir inaktif hale getirilir.

Vatoz yaralanmalarında yapılması gereken ilk iş, varsa yaradaki dikenin ya da başka doku parçalarının çıkarılması ve oranın tuzlu su ile yıkanmasıdır. Çarpma, kol veya bacakta ise, çarpılan bölgenin üst kısmına zaman zaman gevşetici turnikeler konabilir. Yara ve çevresinin hastanın dayanabileceği kadar sıcak suyla uzun süre yıkanması hem ağrıyı ve hem de genel belirtileri oldukça hafifletir. Tetanos aşısı yapılmalı ve gerekiyorsa antibiotik ilaçlar da verilmelidir.

Trakonya zehiri de, iskorpitinkine benzer belirtilere yol açar. Bunlarda ağrı daha şiddetli olduğu gibi, ölümlere de daha sık rastlanır. En etkili tedavi yöntemi uzun süreli sıcak uygulamasıdır.
PAYLAŞ
Banner

Danisman Hocam

YORUMLAR:

0 comments: